İran Krizi Dünya Ekonomisini Derinden Etkiliyor

İran Krizi Dünya Ekonomisini Derinden Etkiliyor – 16 Nisan 2026 – Hakan Kaplan

ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı askeri operasyon, küresel enerji piyasasında büyük bir darbe yaratarak enflasyonun artmasına ve ekonomik daralmalara neden oluyor. Peki, bu durumun gelecekteki etkileri nasıl olacak?

Savaş, 28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı askeri müdahaleyle başladı. Başlangıçta birçok analist, bu müdahaleyle birlikte İran’da kısa sürede bir rejim değişikliği olabileceğini öngörmüştü. Ancak, üst düzey İranlı yetkililerin kaybına rağmen mevcut sistem direnç gösterdi. Bunun sonucunda, küresel enerji darboğazı, rekor petrol fiyatları, dalgalı borsa hareketleri, yüksek enflasyon ve birçok ülkede ekonomik küçülme gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıktı. Uluslararası Para Fonu (IMF), savaşın dünya genelindeki tüm ekonomileri olumsuz etkilediğini ve her ülkenin farklı seviyelerde zarar gördüğünü vurguluyor. Enerji ithalatçısı ülkeler, enerji ihraç edenlerden daha fazla zarar görürken, zayıf ekonomilere sahip olan ülkeler ise daha güçlü rezervlere sahip olanlardan daha çok olumsuz etkileniyor.

Enerji arzının kesilmesi, bu durumun en önemli nedenlerinden biri. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), İran savaşının küresel petrol arzında en büyük kesintiye yol açtığını ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzında yaklaşık %20’lik bir düşüşe neden olduğunu belirtiyor. Almanya’nın dış ticaret ve yatırım ajansı Germany Trade & Invest (GTAI), Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasının Asya ülkeleri üzerinde ciddi etkiler yarattığını ifade ediyor; zira bu ülkeler, petrol ve gaz ithalatlarının %90’ını Körfez bölgesinden karşılıyor. Savaşın sonuçları, özellikle Güney ve Güneydoğu Asya’da enerji fiyatlarındaki artış ve arz sıkıntıları olarak belirginleşiyor. Birçok hükümet, mevcut enerji rezervlerini serbest bırakma ve sübvansiyon gibi ekonomik önlemler almaya yöneliyor.

En büyük hammadde ithalatçısı olan Çin ise Ortadoğu’ya Uzak Doğu ülkeleri kadar bağımlı değil. GTAI, Çin’in enerji tedarikinde Rusya ile güçlü bir bağlantısının olduğunu ve büyük enerji rezervlerine sahip olduğunu belirtiyor. Bu nedenle, Çin diğer ülkelere kıyasla tankerlerle yapılan teslimatlara daha az bağımlı.

Ancak savaş, tedarik zincirlerini de olumsuz etkiliyor. IMF’ye göre, birçok tedarik zinciri savaşın olumsuz etkilerinden muzdarip. Tankerlerin ve konteyner gemilerinin rotalarının değişmesi, Körfez ülkelerindeki havalimanları üzerinden gerçekleştirilen aktarmalı havayolu taşımacılığını aksatıyor. Bu durum, navlun ve sigorta maliyetlerini artırarak teslimat sürelerini uzatıyor. Özellikle, Orta Doğu ile sıkı bağlantılar kuran Asya-Pasifik ülkeleri bu durumdan olumsuz etkileniyor. Örneğin, gübre hammaddeleri ve çip endüstrisi için gerekli helyum gibi gazlarda sıkıntılar yaşanıyor. Enerji yoğun çip sektöründeki sorunlar, tüm sanayi ülkeleri için hissedilir bir darbe anlamına geliyor. Ekonomi danışma şirketi PwC’den Tanjeff Schadt, modern çiplerin %90’ının Tayvan’da üretildiğini hatırlatıyor ve Katar’dan gaz sevkiyatının durması durumunda Tayvan’ın enerji krizine girebileceğini belirtiyor. Ayrıca, çip üretimi için gerekli olan helyum arzında da Katar önemli bir tedarikçi konumunda.

Sonuç olarak, savaşın yarattığı tedarik zinciri bozulmaları, günlük ihtiyaç maddeleri ve kritik üretim araçlarının teminini zorlaştırıyor. Hürmüz Boğazı’nın engellenmesi nedeniyle, üre, amonyak ve fosfat gibi ürünlerin ticareti ciddi şekilde aksıyor. Bu durum, küresel ekonominin geleceği üzerinde belirsizlikler yaratmaya devam ediyor.