Samsung, günümüzde akıllı telefon denildiğinde akla gelen ilk markalardan biri olarak tanınsa da, kökleri 1938 yılına kadar uzanıyor. O yıllarda bir gıda ticaret mağazası olarak kurulan bu marka, zamanla beyaz eşya sektöründe kendine sağlam bir yer edindi. Ancak mobil dünyada da önemli bir simge haline gelmeyi başardı. Samsung’un cep telefonu serüveninin başlangıcı, çoğumuzun bildiğinden çok daha derinlere iniyor.
1990’ların ve 2000’lerin başında taşınabilir cihazların popülaritesinin artış göstermesinden önce, Samsung 1988 yılında ilk adımını attı. “Samsung SH-100” ismiyle tanıtılan bu cihaz, büyük anteni ve hantal yapısıyla günümüzün estetik anlayışına pek uymuyor. Ancak bu model, sadece Samsung’un pazara girmesini sağlamakla kalmadı, aynı zamanda Güney Koreli bir şirket tarafından üretilen ilk cep telefonu unvanını da kazandı.
SH-100, ilk kez 1988 Seul Yaz Olimpiyatları sırasında tanıtıldı. Ne yazık ki, bu büyük tanıtıma rağmen satışlar beklentilerin altında kaldı ve yalnızca birkaç bin adet satıldı. Bu durum, Samsung’un teknoloji tarihinde pek de parlak bir başlangıç olarak değerlendirilemezdi.
Aslında SH-100’den daha önce, ancak “gerçek” mobil telefon olarak kabul edilmeyen SC-1000 adında bir araç telefonu modeli bulunmaktaydı. 1985 yılında piyasaya sürülen bu model, aracın içinde sabit kalan ve oldukça büyük bir tasarıma sahipti. Beklenen ilginin uzağında kalan SC-1000, zamanla unutulmaya yüz tutsa da, SH-100’e giden yolda önemli bir adım oldu.
SH-100’ün ağır yapısı ve sınırlı özellikleri, ilerleyen yıllarda yaşanacak büyük yeniliklerin önünü açtı. 1999 yılında piyasaya sürülen dünyanın ilk MP3 özellikli telefonu SPH-M2500 ve 2010 yılında Android platformuna adım atan ilk Galaxy S modeli, bu ilk denemelerden alınan derslerle geliştirildi.
Geçmişe dönüp bakıldığında, SH-100 iletişim tarihinin bir parçası olarak, ticari anlamda büyük bir başarı elde edememiş olsa da, Samsung’un bugün ulaştığı küresel gücün temelini atan bir adım olarak değerlendiriliyor. O dönemin hantal cihazları olmasaydı, belki de günümüzde cebimizde taşıdığımız zarif ve güçlü teknolojiler de var olmayacaktı. Samsung, bu ilk adımlarıyla, bir bakkal dükkanından dijital bir imparatorluğa dönüşümünü tüm dünyaya göstermiş oldu.